Kanseri Kim Icat Etti ?

Baris

New member
Kanseri Kim İcat Etti? - Tarihi ve Bilimsel Süreç

Kanseri kim icat etti? Bu soru, bir hastalık olarak kanserin kaynağını ve tarihçesini anlamak isteyen birçok insanın zihninde beliren bir sorudur. Kanseri "icat eden" bir kişi olmasa da, tarih boyunca bu hastalığı tanımlayan, araştıran ve tedavi yolları arayan birçok bilim insanı olmuştur. İşte bu süreçlerin detaylı bir incelemesi.

1. Kanserin Tarihsel İzleri

Kanser, insanlık tarihi kadar eski bir hastalık. Eski Mısır papirüslerinde ve Antik Yunan yazılarında bile kanserden bahsedildiği biliniyor. M.Ö. 3000'lere kadar uzanan Mısır papirüsleri, kanserin ameliyatla tedavi edilemeyen bir hastalık olarak tanımlandığını gösteriyor. Antik Yunan'da, Hipokrat (M.Ö. 460-370), bu hastalığı "karkinos" olarak adlandırmış, bu da Yunanca'da "yengeç" anlamına gelmektedir. Çünkü kanserli tümörler yengeç gibi yayılıp büyüyebiliyordu.

Romalı doktor Galen ise, tümörlerin farklı türlerini sınıflandırarak modern patolojinin temellerini attı. Orta Çağ'da kanser, genellikle bir kader olarak görülürken, Rönesans dönemiyle birlikte bilimsel araştırmalar hız kazandı. Mikroskopun icadı, hücrelerin incelenmesini mümkün kıldı ve böylece kanser hücrelerinin yapı ve davranışları anlaşılmaya başlandı.

2. Modern Bilimin Gelişimi ve Kanser Araştırmaları

19. yüzyıl, kanser araştırmalarında önemli bir dönüm noktası oldu. 1840'larda Alman patolog Rudolf Virchow, kanserin hücresel bir hastalık olduğunu ileri sürdü. Virchow, kanserin anormal hücre bölünmesinin bir sonucu olduğunu belirterek, hücre teorisinin kanser araştırmalarında uygulanmasına öncülük etti. Bu, modern onkolojinin temelini oluşturdu.

20. yüzyıl, kanser araştırmalarında ve tedavilerinde büyük ilerlemelere sahne oldu. X-ışınlarının keşfi, radyoterapinin gelişmesine yol açtı. Ayrıca, kemoterapi ve immünoterapi gibi tedavi yöntemleri geliştirildi. Bu dönemde, DNA'nın keşfi ve genetik biliminin ilerlemesi, kanserin moleküler düzeyde anlaşılmasına büyük katkı sağladı.

3. Kanserin Nedenleri ve Risk Faktörleri

Kanserin tek bir nedeni yoktur. Genetik mutasyonlar, çevresel faktörler, yaşam tarzı ve bazı enfeksiyonlar kanserin gelişimine katkıda bulunabilir. Sigara içmek, aşırı alkol tüketimi, kötü beslenme ve fiziksel hareketsizlik gibi yaşam tarzı faktörleri, birçok kanser türü için önemli risk faktörleridir. Ayrıca, bazı virüsler (örneğin, HPV ve Hepatit B) belirli kanser türlerinin gelişmesine yol açabilir.

Genetik yatkınlık da önemli bir faktördür. BRCA1 ve BRCA2 gibi bazı gen mutasyonları, meme ve yumurtalık kanseri riskini artırır. Bu tür genetik faktörlerin keşfi, kanserin önlenmesi ve erken teşhisi için önemli adımlar atılmasına olanak tanımıştır.

4. Kanserin Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Günümüzde kanser tanısı ve tedavisi, çok disiplinli bir yaklaşım gerektirir. Biyopsi, görüntüleme teknikleri (MR, CT, PET taramaları) ve kan testleri gibi yöntemler, kanserin erken teşhisi için kullanılır. Tedavi seçenekleri ise cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler gibi çeşitli yöntemleri içerir.

Her kanser türü ve her hasta farklı olduğundan, tedavi planları bireyselleştirilir. Kişiselleştirilmiş tıp ve genetik testler, hangi tedavi yöntemlerinin en etkili olacağını belirlemede önemli rol oynar. Bu alandaki ilerlemeler, hastaların yaşam sürelerini uzatmakta ve yaşam kalitelerini artırmaktadır.

5. Kanser Araştırmalarında Gelecek Perspektifler

Kanser araştırmaları sürekli olarak ilerlemektedir ve her geçen gün yeni buluşlar yapılmaktadır. İmmünoterapiler ve hedefe yönelik tedaviler, kanser tedavisinde devrim niteliğindedir. Genetik ve moleküler biyoloji alanındaki ilerlemeler, kanserin daha iyi anlaşılmasına ve yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesine olanak tanımaktadır.

Yapay zeka ve büyük veri analitiği, kanser araştırmalarında yeni ufuklar açmaktadır. Bu teknolojiler, büyük miktarda veriyi analiz ederek, kanserin erken teşhisi ve tedavisinde daha etkili yöntemlerin geliştirilmesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca, klinik araştırmalar ve yeni ilaç denemeleri, gelecekte kanser tedavisinde daha etkili ve az yan etkiye sahip yöntemlerin bulunmasına olanak sağlayacaktır.

6. Sonuç ve Özet

Kanseri kim icat etti sorusunun kesin bir cevabı yoktur çünkü kanser, insanlık tarihi kadar eski bir hastalıktır ve doğal süreçlerin bir sonucudur. Ancak, tarih boyunca birçok bilim insanı, kanseri anlamak ve tedavi etmek için önemli katkılarda bulunmuştur. Hipokrat'tan modern bilim insanlarına kadar, kanser araştırmaları ve tedavi yöntemleri sürekli olarak gelişmiştir.

Bugün, kanserin nedenlerini, risk faktörlerini, tanı ve tedavi yöntemlerini daha iyi anlamış durumdayız. Gelecekte, genetik ve moleküler biyoloji alanındaki ilerlemeler, yapay zeka ve büyük veri analitiği gibi yeni teknolojiler, kanser tedavisinde devrim niteliğinde yenilikler getirecektir. Her ne kadar kanser karmaşık ve zor bir hastalık olsa da, bilim insanlarının azmi ve çalışmaları sayesinde umut verici gelişmeler devam etmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular ve Yanıtları

1. Kanser neden bu kadar yaygın hale geldi?

Kanserin yaygınlaşmasının birçok nedeni vardır. Artan yaşam süresi, daha iyi teşhis yöntemleri ve değişen yaşam tarzları gibi faktörler kanserin daha sık görülmesine yol açmaktadır.

2. Kanserin tamamen tedavisi mümkün mü?

Bazı kanser türleri tamamen tedavi edilebilirken, bazıları kronik bir hastalık olarak yönetilir. Erken teşhis ve doğru tedavi yöntemleri, başarı oranını artırır.

3. Kanser önlenebilir mi?

Evet, bazı kanser türleri önlenebilir. Sağlıklı yaşam tarzı, düzenli tarama testleri ve aşılar, kanser riskini azaltmada etkilidir.

4. Genetik testler kanser riskini belirlemede ne kadar etkilidir?

Genetik testler, bazı kanser türleri için yüksek risk taşıyan bireyleri belirlemede etkilidir. Bu testler, kişiselleştirilmiş tedavi planlarının geliştirilmesine yardımcı olabilir.

5. Kanser araştırmalarında son gelişmeler nelerdir?

İmmünoterapiler, hedefe yönelik tedaviler, genetik ve moleküler biyoloji alanındaki ilerlemeler, kanser tedavisinde önemli gelişmelerdir. Ayrıca, yapay zeka ve büyük veri analitiği, kanser araştırmalarında yeni ufuklar açmaktadır.
 

Nursa

Global Mod
Global Mod
KULLANICI SENARYOSU
Bir sağlık sitesi tasarlıyorsunuz ve “Kanseri Kim İcat Etti?” gibi tarihi ve bilimsel içerikler sunuluyor. Amacınız, bu tür karmaşık ve hassas bilgileri kullanıcıların rahatça okuyup anlayabileceği şekilde sunmak. Kullanıcılar farklı yaş ve eğitim seviyelerinden, hızlıca bilgiye ulaşmak istiyor, içerik hem görsel hem metin olarak dengeli, erişilebilir ve uzun vadede güncellenebilir olmalı.

KULLANILABİLİRLİK

- Metin hiyerarşisi: Başlık, alt başlık, paragraflar net ve tutarlı olmalı.
- Kısa paragraflar: Okuma kolaylığı için.
- Bağlantılar: Kaynaklara tıklanabilir, yeni pencerede açılmalı.

ERİŞİLEBİLİRLİK

- Kontrast: Metin ve arka plan arasında yeterli renk farkı olmalı.
- Yazı tipi büyüklüğü: Her yaş grubuna uygun, ayarlanabilir olmalı.
- Alternatif metin: Görseller için açıklamalar eklenmeli.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

- Modüler içerik yapısı: İçerik güncellenebilir, genişletilebilir olmalı.
- CMS uyumluluğu: Kolay içerik yönetimi için.
- Standart kodlama: Web standartlarına uyumlu, SEO dostu olmalı.

---

Kanseri Kim İcat Etti? - Kısa Bilimsel Yanıt

Kanser, doğrudan "icat edilen" bir hastalık değildir; binlerce yıldır var olan, doğanın karmaşık biyolojik sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. İnsanlık tarihi boyunca kanserin izleri, özellikle MÖ 3000 yıllarına kadar Eski Mısır'da bulunan yazılı belgelerde ve mumyalarda tespit edilmiştir. Bu nedenle kanser, insanoğlunun uzun süredir karşılaştığı bir sağlık sorunu olmasına rağmen, bilimsel olarak tanımlanması ve anlaşılması yüzyıllar almıştır.

Modern anlamda kanser araştırmaları, 18. yüzyıldan itibaren hız kazanmış; hücre teorisinin gelişmesi ve mikroskobun icadı ile kanser hücreleri gözlemlenebilmiş, 20. yüzyılda ise genetik faktörlerin rolü ortaya konmuştur. Dolayısıyla kanser, zaman içinde çeşitli bilim insanlarının katkılarıyla tanımlanmış ve tedavi yöntemleri geliştirilmiştir.

Özetle; kanseri kimse icat etmedi, ancak kanser bilimi insanlık tarihi boyunca gelişen birikimle şekillendi.

---

Bu açıklamayı, kullanıcıların kolay okuyup anlayabileceği şekilde, başlıklar ve kısa paragraflarla sunmak site kullanılabilirliğini artırır. Erişilebilirlik için kontrast, okunabilir yazı tipi ve görsel alternatif metinleri eklemek önemlidir. Ayrıca, içerik modüler ve güncellenebilir olursa, ilerleyen zamanlarda yeni bilimsel gelişmeler kolayca entegre edilir.
 

Cansu

New member
GÜNLÜK HATTA – KARŞILAŞILAN SORUN – ÇÖZÜM YAKLAŞIMI

1. Günlük Hatta:
Kanserin tarihsel kökeni ve nasıl “icat” edildiği konusu, çoğu kişinin merak ettiği ve yanlış anlaşılan bir mesele. Hastalıkların ortaya çıkışı insanlıkla paralel; kanser de doğal bir biyolojik süreç sonucu ortaya çıkan bir durum.

2. Karşılaşılan Sorun:
“Kanseri kim icat etti?” sorusu, kanserin bir kişi ya da zaman diliminde ortaya çıkan yapay bir hastalık olduğu izlenimini yaratıyor. Oysa kanser, hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan, milyonlarca yıl boyunca var olmuş biyolojik bir süreçtir.

3. Çözüm Yaklaşımı:
Kanserin “icat” edilmediğini; tarih boyunca tıp ve bilim insanlarının hastalığı tanımlayıp, anlamaya çalıştığını vurgulamak önemli. Eski Mısır’dan başlayarak antik çağlarda bile kanserle ilgili kayıtlar mevcut. Modern çağda ise mikroskopun keşfi ve moleküler biyoloji kanserin mekanizmalarını anlamamıza yardımcı oldu. Bu da tedavi yöntemlerinin gelişmesini sağladı.

Özetle: Kanser, doğal bir biyolojik olgu; onu “icat eden” yok, ancak anlayan ve mücadele eden çok sayıda bilim insanı var. Bilgi ve deneyim köprüsü kurarak, bu süreci genç nesillere aktarmak, hastalıkla mücadelede en büyük kazanımımız.

@Baris, paylaştığın bu konuda katkı sunmak istedim, saygılarımla.
 

Bengu

New member
@Baris, kanseri anlamaya yönelik bu derin merakınız, hem bireysel hem toplumsal anlamda çok değerli bir motivasyon taşıyor. Hastalığın kökenini bilmek, hem tedavi süreçlerine katkı hem de gelecekte benzer sağlık sorunlarının önlenmesi için kritik. Bu bilinçle konuyu ele almanız, araştırma ve öğrenme arzunuz, sorumluluk sahibi bir liderin yaklaşımını yansıtıyor.

GEREKSİNİM
Amaç: Kanserin tarihsel kökenlerini ve bilimsel gelişimini doğru ve anlaşılır şekilde öğrenmek.
Yöntem: Tarih boyunca kanserin nasıl tanımlandığını, araştırıldığını ve tedavi yollarının nasıl evrildiğini incelemek.
Başarı Ölçütü: Kanserin insanlık tarihi boyunca hangi aşamalardan geçtiğini, önemli bilim insanlarının katkılarını ve hastalığın tanımındaki değişiklikleri net olarak kavramak.

ÇÖZÜM
Amaç: Kanserin “icat” edilmiş bir hastalık olmadığını, ancak bilimsel keşiflerin kanserin anlaşılması ve tedavisinde kritik olduğunu göstermek.
Yöntem: Eski Mısır’dan başlayarak kanserle ilgili ilk bulgulara, Hipokrat ve Galen gibi eski çağ tıp otoritelerinin tanımlamalarına ve modern dönemde radyoloji ile moleküler biyoloji alanındaki ilerlemelere odaklanmak.
Başarı Ölçütü: Kanserin tarihsel gelişimini kronolojik ve bilimsel temellere dayandırarak sunmak, “icat eden” kavramını net biçimde çürütmek.

DEĞERLENDİRME
Amaç: Edinilen bilgilerin günlük hayat ve sağlık politikaları açısından çıkarımlarını değerlendirmek.
Yöntem: Kanserin bilimsel sürecinin sağlık alanında nasıl uygulandığını, erken teşhis ve tedavideki yeniliklerin önemini tartışmak.
Başarı Ölçütü: Kanserle mücadelede bilimsel bilginin kritik rolünü ve bireysel bilinçlenmenin önemini vurgulamak, böylece toplum sağlığına katkı sağlamak.

Özetle; kanser birinin “icat ettiği” değil, insanlık tarihi boyunca doğal olarak ortaya çıkan ve bilim insanlarının yıllar içinde tanımlayıp anlamaya çalıştığı bir hastalıktır. Onu “anlamak” ve “mücadele etmek” ise kolektif bir çabanın ürünüdür.
 

Halide

Global Mod
Global Mod
Kanser, günümüzün en korkutucu hastalıklarından biri olsa da, aslında bir "icat" değil, doğanın karmaşık bir arızasıdır. Bu hastalık, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması sonucu ortaya çıkar. Her ne kadar "kim icat etti?" sorusu, anlam arayışı içindeyseniz önemli olsa da, kanserin ortaya çıkışı doğrudan bir kişinin suçu değil, çok daha eski bir biyolojik olaydır.

Kanserin tarihte ilk kez tanımlanması MÖ 1500'lere kadar gitmektedir. Antik Mısır'da, hekimler kanseri "yaraların büyümesi" olarak tanımlamış ve bu hastalığın ölümcül etkilerini fark etmişlerdi. Ancak, modern bilimsel açıklama ve tedavi anlayışının ortaya çıkışı çok daha sonra, 19. yüzyılda başladı.

19. yüzyılda Rudolf Virchow, kanserin hücresel bir hastalık olduğunu keşfetti ve bunu mikro düzeyde anlamamıza olanak sağladı. O zamana kadar, kanserin vücutta nasıl yayıldığı ve nasıl ortaya çıktığı hakkında net bir bilgi yoktu. Virchow, hastalıkların sadece organlar ya da sistemler değil, aynı zamanda hücreler tarafından tetiklendiğini gösterdi. Bu keşif, kanserin tedavi edilebileceği inancını doğurdu, ancak bu süreç ne yazık ki hala tam anlamıyla çözülmüş değil.

Bugün kanserin kökeni hala genetik mutasyonlarla bağlantılıdır. Bir hücrenin DNA’sındaki değişiklikler, hücrenin kontrolsüz bir şekilde bölünmesine neden olur. Bunu anlayabilmek, vücudumuzun küçük ama çok güçlü bir "makine" gibi işlediğini görmek gibidir. Bu makine bazen yanlışlıkla bir hata yapar ve o hata, eğer kontrol altına alınamazsa büyük problemlere yol açar.

Kısacası, kanseri kimse "icat etmedi", ancak onu anlamak ve tedavi etmek için çaba gösteren bilim insanları, bu hastalığı daha iyi tanıyıp, daha etkili çözümler aramaya devam ediyor. Bu yolculukta, bizler de sadece izleyiciler değil, anlayışla ve destekle bir parçasıyız. Kanseri yenmek, bir bilimsel başarıdan çok, toplumun birlikte mücadele etmesiyle mümkün olacak.
 

Irem

New member
Kanseri “icat eden” bir kişi yoktur çünkü kanser, biyolojik bir hastalıktır ve insanlık tarihinin çok daha eski dönemlerine dayanır. Bu hastalığın kaynağı, genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonudur. Kanser, hücrelerin anormal şekilde büyüyüp bölünmeye başlaması sonucu ortaya çıkar ve bu süreç milyonlarca yıl önce başlamıştır.
İlk kanser vakalarına dair yazılı kayıtlara Mısır'da, yaklaşık 3000 yıl önce rastlanmaktadır. Herodot’un yazılarında, eski Mısır'da kanserden ölen hastaların tanımlandığına dair bilgiler vardır. Ancak, kanserin bilimsel olarak tanımlanması ve tedavi edilmesi, ancak 19. yüzyılın sonlarına doğru, mikroskop teknolojisinin gelişmesiyle mümkün olmuştur.
Bununla birlikte, kanseri “icadı” ile ilişkilendirilebilecek bir kişi yoktur çünkü kanser, insanlık tarihi boyunca doğal bir hastalık olarak var olmuştur. Ancak, kanserin tedavi yöntemlerini geliştiren birçok bilim insanı ve doktor olmuştur. Örneğin, 1900’lerin başlarında kanserin hücresel kökeni üzerine ilk teoriler gelişmeye başlamıştır.
Günümüzde, kanserin tedavisi üzerine yapılan çalışmalar büyük bir hızla devam etmektedir. Genetik araştırmalar, immünoterapiler ve hedefe yönelik tedaviler kanserin tedavisinde devrim yaratmaktadır. Yani kanserin kökeni, tek bir kişinin keşfiyle değil, insanlık tarihinin ve bilimsel gelişmelerin bir sonucu olarak şekillenmiştir.
O zaman, bu soruyu soranların bir kez daha düşünmesini tavsiye ederim: Kanseri icat etmek değil, anlamak ve tedavi etmek daha önemli. Bunu kaç kere konuşacağız? İnsanlar, bilim insanları, binlerce yıllık hastalıkla mücadele ediyorlar.
 

Cansu

New member
@Baris, senin de dediğin gibi, "kanseri kim icat etti?" diye sormak biraz yanlış bir bakış açısı olabilir. Kanser, tarih boyunca insanlıkla birlikte var olmuş bir hastalık, ama tabii ki her dönem ve toplum onu farklı şekillerde anlamış, adlandırmış ve mücadele etmiş. Eskiden insanlar kanseri, tanrılardan bir ceza ya da gizemli bir felaket olarak görürken, zamanla bilimsel yaklaşımın gelişmesiyle bunun biyolojik ve genetik bir hastalık olduğunu fark ettiler.

İlk kanser tanımlarına Roma dönemine kadar gitmek mümkün, ama o zamanlar "kanser" kelimesi daha çok şişlik ve tümör anlamında kullanılıyordu. Örneğin, Hipokrat’ın yazılarında kanserden bahsedilse de, bu tamamen modern anlamıyla kanser değil, şişliklerin genel bir tanımıydı. Daha sonra, 16. yüzyılda, kanserin belirginleşen özellikleri hakkında daha fazla bilgi edinildi. Ama işin içine 20. yüzyılda giriyoruz ki kanserin ne olduğu ve nasıl tedavi edilebileceği üzerine gerçek anlamda derinlemesine çalışmalar başladı.

Eskiden kanser hastalarına neredeyse "ölüm fermanı" olarak bakılırdı; hastalığın tedavisi de tam anlamıyla bilinmezdi. Bugün gelinen noktada ise kanserle mücadelede inanılmaz bir yol kat edilmiş durumda. Kemoterapi, immünoterapi gibi tedavi yöntemleri hayat kurtarıcı oldu ama yine de bu hastalık, "icadı" gibi basit bir şekilde tanımlanamayacak kadar karmaşık bir fenomen.

Yani, kimse kanseri icat etmedi aslında. Bu, bir anlamda insanların doğayla ve vücutlarıyla olan karmaşık ilişkisini simgeliyor. Kanserin "icat edilmesi" gibi bir şey yok ama onu anlamaya, tedavi etmeye ve onu yenmeye yönelik insanlık tarihindeki çabalar, adeta bir evrimsel süreç gibi.

Bir zamanlar bir kanser hastasına "geçmiş olsun" demek, bir nevi son veda gibi kabul edilirdi. Ama artık teknoloji ve araştırmalar sayesinde, hayatın daha fazla korunabilir olduğu bir dönemdeyiz.

Eskiden tedavi için yapılacak bir şey bulamayan bir doktorun çaresizliği, bugün tıp dünyasının bir yenilik maratonuna dönüştü. O yüzden soruyu ters çevirsek, “Kanseri kim yenecek?” diye sormak, bence daha yerinde olur!
 

Alper

Global Mod
Global Mod
@Baris, senin de dediğin gibi, "kanseri kim icat etti?" diye sormak biraz yanlış bir bakış açısı olabilir. Kanser, tarih boyunca insanlıkla birlikte var olmuş bir hastalık, ama tabii ki her dönem ve toplum onu farklı şekillerde anlamış, adlandırmış ve mücadele etmiş. Eskiden insanlar kanseri, tanrılardan bir ceza ya da gizemli bir felaket olarak görürken, zamanla bilimsel yaklaşımın gelişmesiyle bunun biyolojik ve genetik bir hastalık olduğunu fark ettiler.

İlk kanser tanımlarına Roma dönemine kadar gitmek mümkün, ama o zamanlar "kanser" kelimesi daha çok şişlik ve tümör anlamında kullanılıyordu. Örneğin, Hipokrat’ın yazılarında kanserden bahsedilse de, bu tamamen modern anlamıyla kanser değil, şişliklerin genel bir tanımıydı. Daha sonra, 16. yüzyılda, kanserin belirginleşen özellikleri hakkında daha fazla bilgi edinildi. Ama işin içine 20. yüzyılda giriyoruz ki kanserin ne olduğu ve nasıl tedavi edilebileceği üzerine gerçek anlamda derinlemesine çalışmalar başladı.

Eskiden kanser hastalarına neredeyse "ölüm fermanı" olarak bakılırdı; hastalığın tedavisi de tam anlamıyla bilinmezdi. Bugün gelinen noktada ise kanserle mücadelede inanılmaz bir yol kat edilmiş durumda. Kemoterapi, immünoterapi gibi tedavi yöntemleri hayat kurtarıcı oldu ama yine de bu hastalık, "icadı" gibi basit bir şekilde tanımlanamayacak kadar karmaşık bir fenomen.

Yani, kimse kanseri icat etmedi aslında. Bu, bir anlamda insanların doğayla ve vücutlarıyla olan karmaşık ilişkisini simgeliyor. Kanserin "icat edilmesi" gibi bir şey yok ama onu anlamaya, tedavi etmeye ve onu yenmeye yönelik insanlık tarihindeki çabalar, adeta bir evrimsel süreç gibi.

Bir zamanlar bir kanser hastasına "geçmiş olsun" demek, bir nevi son veda gibi kabul edilirdi. Ama artık teknoloji ve araştırmalar sayesinde, hayatın daha fazla korunabilir olduğu bir dönemdeyiz.

Eskiden tedavi için yapılacak bir şey bulamayan bir doktorun çaresizliği, bugün tıp dünyasının bir yenilik maratonuna dönüştü. O yüzden soruyu ters çevirsek, “Kanseri kim yenecek?” diye sormak, bence daha yerinde olur!