En çok kayrılan müşteri koşulu nedir ?

Irem

New member
En Çok Kayrılan Müşteri Koşulu Nedir? Ticaret Dünyasının “Beni de Unutma” Sözleşmesi

Geçen gün markette iki arkadaşımın fiyat tartışmasına şahit oldum. Biri elindeki kahve paketini gösterip “Ben bunu geçen hafta daha pahalı aldım, nasıl olur?” diye söyleniyordu. Diğeri ise büyük bir ciddiyetle telefonunu çıkarıp fiyat karşılaştırması yapmaya başladı. Beş dakika sonra konu kahveden çıktı, ekonomiye, alışveriş stratejilerine ve hatta “Kim daha avantajlı müşteri?” tartışmasına dönüştü. O an düşündüm: İnsanlık tarihinin en eski sorularından biri aslında şu olabilir: “Komşuya verilen fırsat bana da verilecek mi?”

İşte ticaret dünyasında bu soruya verilen resmi cevaplardan biri En Çok Kayrılan Müşteri Koşulu ya da yaygın adıyla EKM (Most Favored Customer - MFN) koşulu olarak karşımıza çıkıyor. Basitçe anlatmak gerekirse bu koşul, bir satıcının veya hizmet sağlayıcının belirli bir müşteriye, başka müşterilere sunduğundan daha kötü ticari şartlar sunmamasını garanti etmeye yönelik bir düzenlemedir. Per-Der -

Başka bir ifadeyle müşteri şöyle der:

“Sen başkasına daha iyi fiyat verirsen, ben de o fiyatı isterim.”

Satıcı da sözleşmeyle buna uyacağını kabul eder.

Kulağa biraz mahalle pazarlığı gibi geliyor olabilir. Hani manavın bir müşteriye “Abi sana özel 50 lira” deyip diğer müşteriye 40 liradan verdiğini fark eden kişinin “Ben de özel müşteri değil miyim?” demesi gibi… Ancak iş dünyasında bu konu çok daha karmaşık ve stratejik sonuçlara sahip.

Bir Müşteri Neden ‘En Çok Kayrılan’ Olmak İster?

Hepimizin içinde küçük bir pazarlık uzmanı vardır. Bazılarımız alışverişte fiyat araştırması yapar, bazıları yorumları okur, bazıları ise sepete ürünü koyup “Bir kampanya gelir mi acaba?” diye bekler.

Kurumsal dünyada ise bu refleks sözleşmelere dönüşür.

Örneğin büyük bir şirket, bir yazılım sağlayıcısıyla anlaşma yapıyor olsun. Şirket şunu söyleyebilir:

“Ben uzun süreli müşterin olacağım, yüksek miktarda hizmet alacağım. Ancak benden sonra aynı hizmeti alan yeni bir müşteriye daha uygun fiyat verirsen, benim fiyatım da aynı seviyeye insin.”

Bu yaklaşım özellikle büyük alıcıların kendilerini korumak istemesiyle ortaya çıkar.

Burada erkek ve kadın karakterlerin farklı bakış açılarını da görmek mümkün olabilir; ancak bunu biyolojik bir kural gibi değil, günlük hayatta gözlenen farklı problem çözme tarzları üzerinden düşünmek gerekir. Mesela Mehmet isimli bir satın alma yöneticisi, konuyu tamamen stratejik bir satranç tahtası gibi ele alabilir:

“Rakibim aynı hizmeti daha ucuza alıyorsa, maliyet avantajımı kaybederim. Bu riski sözleşmeyle azaltmalıyım.”

Ayşe isimli müşteri ilişkileri yöneticisi ise farklı bir noktaya odaklanabilir:

“Bu sadece fiyat meselesi değil. Yıllardır devam eden güven ilişkimiz var. Sadık müşterinin kendini değerli hissetmesi gerekiyor.”

İki yaklaşım da aslında aynı hedefe hizmet eder: Daha dengeli ve sürdürülebilir bir ticari ilişki kurmak.

En Çok Kayrılan Müşteri Koşulu Nasıl Çalışır?

EKM koşulunu anlamanın en kolay yolu küçük bir örnek üzerinden ilerlemektir.

Bir otel düşünelim. Otel, bir rezervasyon platformuyla anlaşma yapıyor. Platform diyor ki:

“Bana sunduğun oda fiyatı başka yerlerde daha düşük olmasın.”

Bu durumda otel, kendi internet sitesinde veya başka kanallarda daha düşük fiyat sunarsa sözleşmedeki EKM şartıyla karşılaşabilir.

Bu tür uygulamalar özellikle dijital platformlarda sık tartışılır. Çünkü platformlar büyük reklam, teknoloji ve müşteri erişimi yatırımları yaptıklarını savunurken; eleştiriler ise bu şartların fiyat rekabetini azaltabileceğini öne sürer. Hukuk Desteği+1

Yani konu aslında “Kim daha çok kayrılacak?” sorusundan biraz daha büyük:

“Bu kayırma sistemi piyasadaki diğer oyuncuları nasıl etkiler?”

İşte işin ilginç tarafı burada başlıyor.

İyi Tarafı: Güven Veren Bir Ticari Sigorta

En Çok Kayrılan Müşteri koşulunun olumlu yönleri de vardır.

Bir şirket, büyük bir yatırım yapmadan önce karşı tarafın kendisine verdiği şartların gelecekte değişmeyeceğini bilmek ister. EKM koşulu bu noktada güven sağlayabilir.

Örneğin bir firma özel bir yazılım sistemi kurduruyor. Bu sistem için personel eğitiyor, süreçlerini değiştiriyor ve zaman harcıyor. Eğer sağlayıcı yarın başka bir müşteriye çok daha avantajlı şartlar verirse ilk firma kendini dezavantajlı hissedebilir.

Bu nedenle EKM koşulu:

- Güven ilişkisini güçlendirebilir.

- Uzun vadeli yatırımları teşvik edebilir.

- Müşterinin pazarlık gücünü korumasına yardımcı olabilir.

Bir anlamda ticari dünyanın “Ben bu ilişkiye emek verdim, karşılığında adil davranılmasını bekliyorum” deme yöntemidir.

Peki Her Kayırma Gerçekten Adil midir?

Burada işler biraz karışıyor.

Çünkü bazen koruma amacıyla kullanılan bir düzenleme, rekabet açısından sorun yaratabilir.

Düşünün ki büyük bir platform tüm satıcılara şöyle diyor:

“Bana verdiğin fiyat başka hiçbir yerde daha düşük olmayacak.”

Bu durumda küçük rakip platformların daha uygun fiyatlarla müşteri çekmesi zorlaşabilir. Çünkü satıcı zaten daha düşük fiyat verme konusunda sınırlanmıştır.

Rekabet kurumları bu nedenle EKM koşullarını otomatik olarak iyi veya kötü kabul etmez. Her olayda pazar yapısı, tarafların gücü, sözleşmenin amacı ve etkileri değerlendirilir. Rekabet Kurumu

Yani aynı araç bir yerde güven kemeri gibi çalışırken başka bir yerde rekabetin önüne konulan bir bariyer olabilir.

Tıpkı mutfaktaki bıçak gibi… Şef için harika bir araçtır, dikkatsiz kullanılırsa sorun çıkarabilir.

Erkeklerin Stratejisi, Kadınların İlişki Perspektifi: Farklı Pencerelerden Aynı Konu

Ticari karar süreçlerinde insanlar farklı düşünme biçimleriyle hareket eder.

Ali isimli bir girişimci, EKM maddesini incelerken tamamen stratejik yaklaşabilir:

“Bu madde gelecekteki maliyetlerimi nasıl etkiler? Rakiplerim karşısında avantajımı korur muyum?”

Buna karşılık Zeynep isimli bir müşteri yöneticisi şöyle düşünebilir:

“Karşı tarafla uzun süre çalışacağız. Sözleşme sadece rakam değildir, ilişkinin nasıl devam edeceğini de belirler.”

Burada önemli nokta şu: Strateji ve empati birbirinin rakibi değildir.

İyi bir yönetici hem rakamları analiz eder hem de insan ilişkilerini yönetir.

Çünkü ticaret yalnızca tablolar ve hesap makinelerinden oluşmaz. Masanın diğer tarafında karar veren insanlar vardır.

Belki de en başarılı yöneticiler, Mehmet’in stratejik planlama yeteneğiyle Ayşe’nin ilişki yönetimi becerisini bir araya getiren kişilerdir.

Günlük Hayattan En Çok Kayrılan Müşteri Örnekleri

Aslında EKM mantığını günlük hayatta bile görebiliriz.

Bir spor salonu düşünün. Uzun yıllardır üye olan biri şöyle diyebilir:

“Yeni gelenlere kampanya yapıyorsunuz ama eski üyeye hiçbir avantaj sağlamıyorsunuz.”

Bir internet hizmeti kullanıcısı şöyle düşünebilir:

“Yeni müşterilere indirim var, ben yıllardır buradayım. Sadakatimin karşılığı ne?”

Bunlar birebir hukuki EKM sözleşmeleri olmayabilir ama temel düşünce aynıdır:

“Ben de en avantajlı şartlardan yararlanmak istiyorum.”

İnsan doğası gereği adalet duygusuna önem verir.

Kimse arkadaş grubunda herkesin aynı tatlıyı yerken kendisine küçük dilim verilmesini istemez. Ticarette de benzer bir psikoloji vardır.

Gelecekte En Çok Kayrılan Müşteri Koşulunun Rolü

Dijital ekonomi büyüdükçe EKM koşulları daha fazla tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Çünkü artık şirketler sadece ürün satmıyor; veri, erişim, görünürlük ve platform avantajı da satıyor.

Bugünün müşterisi sadece “Kaça aldım?” diye bakmıyor.

Şunları da soruyor:

“Bana verilen şart gerçekten adil mi?”

“Sadakatimin bir karşılığı var mı?”

“Benden sonra gelen biri aynı ürünü daha avantajlı alıyor mu?”

Belki de En Çok Kayrılan Müşteri Koşulu’nun en ilginç tarafı burada ortaya çıkıyor. Bu kavram aslında sadece sözleşme maddesi değildir. İnsanların ticaretteki temel beklentisini temsil eder:

“Eğer değer veriyorsam, karşılığında adil davranılmayı hak ederim.”

Ticaret dünyası değişebilir, teknolojiler yenilenebilir, platformlar büyüyebilir. Ancak bu temel beklenti muhtemelen uzun süre hayatımızda kalacak. Çünkü ister küçük bir dükkânda alışveriş yapalım ister milyon dolarlık anlaşmalar imzalayalım, hepimizin içinde aynı soru var:

“Ben gerçekten en değer verilen müşteri miyim, yoksa sadece öyle mi hissettiriliyor?”
 
Üst